(Kategoriler : Diğer | Etiketler : sevgi | sevgili | sevgililer günü | Eklenme Tarihi : 2010/02/13 10:50 NM. | Yorum Sayısı : 0 )


“Sevgi” ve “Sevgili” bu iki gizemli kelime ne hoş geliyor kulağa öyle değil mi? İnsanın yüreğini daha duyduğunuzda ısıtıyor. İyi hoş da, sevgili kelimesini ya da sevgi kavramını kullanırken gerçekten samimi miyiz? Bence arkadaş olabilmenin de, dost kalabilmenin de, hatta “sevgili” olabilmenin de ardında sevgiyi tanımak ve öğrenmek yatıyor. Çevremi izlediğimde nedense bir çok kavramın içi boş geliyor. Bu özel sözcükler bir çok kişi için sadece kelime. 

Devamı...

(Kategoriler : Diğer | Notebook Önerileri | Etiketler : HP | i3 | intel | Notebook Önerileri | Eklenme Tarihi : 2010/02/13 04:37 NM. | Yorum Sayısı : 0 )



HP 2.13GHz Intel Core i3 Notebook W/ Webcam & Bluetooth - WA786UA#ABA

Intel'in henüz tanıtamadığı Core i3 ilemcisi, HP marka bir dizüstü bilgisayarın bünyesinde satışa çıktı.

Devamı...

(Kategoriler : Diğer | Notebook Önerileri | Etiketler : Notebook Önerileri | HP | Multitouch | tx2 | Eklenme Tarihi : 2010/02/13 02:36 NM. | Yorum Sayısı : 0 )


TouchSmart TX2-1274NR HP

Kişisel Yorumum : İşlemcisinin AMD olması dışında bence çok güzel ve uygun bir notebook. MultiTouch desteğiyle bu fiyata bir notebook bence kaçırılmaz. Hem estetik hem performans isteyenler için üretilmiş bir ürün. HP'nin bence son zamanlardaki bombalarından birisi bu. Fiyat konusunda da NoTouch laptoplarla hemen hemen aynı. Detaylı özellikleri aşağıda bulabilrisiniz.

Devamı...

(Kategoriler : Diğer | Güncel | Tasarım & Design | Etiketler : Facebook | Eklenme Tarihi : 2010/02/10 03:41 NM. | Yorum Sayısı : 0 )

Facebook tekrardan tasarım değiştirmiş. Yeni tasarım herkezde aynı anda görünmüyor sanırım. 3 gün önce falan yeni tasarıma geçmişiz. Tasarımı kısaca değerlendirecek olursak; sol üstte sırasıyla Arkadaşlık istekleri, mesajlar ve bildirimler bulunuyor. Arkadaşlık istekleri o kadar önemli mi ki baş köşeye koymuşlar hala anlamadım :) Her neyse alışınca daha kolay kullanımı olacak gibi duruyor.

 


Yeni tasarımdan bir görüntü !

(Kategoriler : Diğer | Güncel | Etiketler : sevda | Eklenme Tarihi : 2010/02/06 11:23 NM. | Yorum Sayısı : 0 )

Lütfen söyleyeceklerimi alabildiğine geniş anlayın; kalıplara, şahıslara, cinsiyetlere sıkıştırmayın lütfen...

Şöyle gönlüme göre birini sevemedim bir türlü... Kime baktıysam bakışlarım yarım kaldı. Tam da temiz temiz aşk şiirleri düzerken yücelttiğim, melekleştirdiğim ve adeta noksanlıklardan tenzih ettiğim o insanın eksik tarafları gözüme ilişmekte gecikmedi. Sanki "Onu sevme, o senin kalbini dolduramaz!" diyen lâhûtî bir mesaj gibi...

Hoş, gönlüm de her gördüğüne konmadı gerçi... Ama ne bileyim? Belirsiz bir bağa bağlanmak, sayılı dakikacıklarını bir hiç uğruna akla ziyan bir şekilde feda etmek ve sonra bunun adına 'aşk' deyip üstüne üstlük hiç toz kondurmamak ahali arasında trend olmuş. Kitaplar, şiirler, klişe tavırlar, sosyal normlar, neler neler... Bu arada mesleği 'riya' olan televizyonun adını bile yaklaştırmak istemiyorum 'aşk'ın temiz adının yanına.

Hep içimdedir ve aşk şiirleri yazarken de içimdeydi: "Böyle bir aşk dolduruşuna gelip de olmayan duyguları oldurmaya zorlama sıkıntısını kendime reva görür müyüm acaba?" Hâlbuki ben seveceksem 'gerçekten' sevmek isterdim.

Yapmacık işleri oldum olası sevmem. Aslında bunun fıtrattan gelen bir şey olduğunu düşünüyorum, bana has değil. Her insanın sezgisel olarak bileceği ve anlayacağı bir şey olmalı bu yapmacıklık/samimiyet ayrımı.

Her hangi bir işte, bir sözde hatta bir bakışta yapmacıklık varsa eğer; insan bunu aklen idrak edemese ve hatta o anda o sözün/bakışın farkına varamasa bile belki adına ruh diyeceğimiz bir parçasıyla, belki de başka bir melekesiyle ondaki yapmacıklığı 'sezecektir'.

Tam aksine; ta gönülden gelen bir bakış sayesinde bir anda, yıllanmış buzlar hemen çözülüverecek, bütün bütün taşa kesmiş zavallı yürekler hıçkırıklarla kopup gelen bir duygu seline kendisini kaptırıverecektir. Bir 'an' işidir, eğer tam bir samimiyet varsa...

Ne diyordum? Öyle temiz bir sevgi arayışından bahsediyorum işte. Ama kitaplarda ve şiirlerde destanlaştırılmış efsanevi aşk hikâyeleri bizi etkisi altına almış maalesef. Bizi, sizi, her ırktan her görüşten bütün insanları, hepimizi... Hani şaire içten içe kızardım, "Olur mu öyle şey?" derdim de, demek ki tecrübe konuşuyormuş diyorum şimdi:

"Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır, hastadır, kahramandır.
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır." [Bedri Rahmi Eyüboğlu]

Bu zararlı etkiden kurtulup gerçekten safiyane, gerçekten 'gerçek' bir sevgiyi yaşamak nasıl mümkün olur? Kitapları mı yakalım? Ya da kapatalım, en azından bir süre okumayalım. Altını deşsek mide bulandırıcı haşeratlar gibi -kibarca şöyle söyleyeyim- masum olmaktan çok uzak bir yığın karanlık duygu bulacağımız kendi sözde sevgilerimizi, Mevlânâ'ların gönüllerini ufuksuz ummanlara çeviren ilahi sevgiyle karıştırmayalım. Bir de o emsalsiz büyüklerden alıntılar yapıp üzerimizde iğreti durmuyor sanmayalım ha! Deli gönlümüze kaymak yedirmeyelim.

Sonra beni hep düşündürmüştür: Kocaman kocaman laflar savrularak allanıp pullanan sevgililer, gün olup yollar ayrılınca en azılı bir düşman yerine konuyor; "Eski sevgiliden dost olmaz!" deniyor.

Bu nasıl bir sevgiymiş ki; seni sevdiğine benzetmek, onunla hemdem etmek, bir akılla düşündürüp bir kalple yaşatmak şöyle dursun; sevdiğini iddia ettiğin kişiyi insanlığın en aşağısı, yüzkarası ve bir imalat hatası olarak görmene engel bile olamıyor.

Ya biz bilmiyoruz sevgiyi, ya onlar... Bu işte bir iş var!...

ÜZÜLME BE YİĞİDİM!

Üzülme be yiğidim! Gerçekten üzülmen gerekmiyor.
Avutmuyorum seni, kuru bir teselli değil, inan bana!
Sende bulunanlardan mahrumdur onlar baksana,
Onlar bilmiyor, çözemiyor; akılları ermiyor

Üzülme! Sevginin hasını hiç görmemişler ki...
Sevgi derlerse, sevgiyi küçümsüyorlar belli ki!
Ve açamamışlar bağırlarını hiç tanımadıklarına
Geniş görememişler, insanca bakamamışlar insana

Üzülme! Hem senin gibi değil üzüntüleri, isyan dolu...
Öyleyse üzülürken de sevinmelisin, sana ne mutlu!
Sevmeyi ve üzülmeyi bilmeyen, ne kadar insandır ki?
İnsan olduğunu unutanlar için de sen üzüleceksin değil mi?


Üzül be yiğidim, üzül!
Böyle güzel oldukça hüzün...


MD - 28 Haziran 2009